29 Ekim 2007 Pazartesi

Fenerbahçe'ye ikinci müjde

Viera'dan sonra Inter'e bir kötü haber de yıldız oyuncu Stankovic'den geldi. Palermo maçında sakatlanan ve oyunu sedye ile terkeden tecrübeli futbolcunun sahalardan en az 1 ay uzak kalacağı açıklandı.
29 Ekim 2007 12:01


Uğur DEMİRKIRDI'nın haberi

Sağ ayak bileğinden sakatlanan ve yere basmakta zorluk çeken Stankovic'in çekilecek MR'ı sonrası durumu netlik kazanacak. Palermo maçının 0-0 sona ermesinin yanı sıra sakatlanan futbolcu sayısının da artması Teknik Direktör Mancini'yi ilerleyen dönemde sıkıntıya sokacak.

Şampiyonlar Ligi G Grubu'nda temsilcimiz Fenerbahçe'nin grubunda lider durumda bulunan İnter'de Fransız yıldız Patrick Viera, CSKA ile oynanan maçta sakatlanmış, yapılan kontrollerin ardından Viera'nın 2 ay sahalardan uzak kalacağı açıklanmıştı.



Hürriyet

'Dört büyükler'in Afrika kabusu

Süper Lig'de şampiyonluk mücadelesi veren, Avrupa'da ülkemizi temsil eden, diğer yandan Türkiye Kupası'nda maçlar oynayacak olan takımlar, 20 Ocak-10 Şubat 2008 tarihleri arasında sıkıntı yaşayacak. Peki neden?
29 Ekim 2007 13:34



Galatasaray'dan Song (Kamerun), Fenerbahçe'den Appiah (Gana), Beşiktaş'tan Diatta (Senegal) ile Trabzonspor'dan Yattara (Gine) ve aday kadroya davet edilirse Jabi (Gine) Süper Lig'in ikinci yarısında 3-4 hafta takımının formasını giyemeyecek. Fortis Türkiye Kupası'nda ise 2. hafta maçlarının 6 Ocak 2008, 3. haftanın 9 Ocak 2008, 4. haftanın 16 Ocak 2008 ve grup maçlarının 23 Ocak'ta tamamlanacağı da göz önünde bulundurulursa bu oyuncular kupadaki grup maçlarında da olamayacak.

16 takımının mücadele edeceği Afrika Uluslar Kupası, 20 Ocak'ta Gana'nın başkenti Akra'da oynanacak olan Gana-Gine maçıyla başlayacak. Takvime göre çeyrek final maçları 3-4 Şubat'ta, yarı finaller 7 Şubat'ta, final karşılaşması ise 10 Şubat'ta yapılacak ve 2008 Afrika Uluslar Kupası sahibini bulacak.

GALATASARAY'I BEKLEYEN TEHLİKE

Galatasaray üç ayrı kulvarda yoluna devam ederken, son haftalarda 6 önemli oyuncusunun birden sakat olması sarı-kırmızılı takıma zor günler yaşatıyor. Galatasaray'ı ocak ayında ayrı bir tehlike daha bekliyor.

Savunmanın sigortası Song, 20 Ocak'ta başlayacak Afrika Kupası finallerinde forma giyecek. Song'un, ülkesi Kamerun Milli Takımı Afrika Kupası'nda Mısır, Zambiya ve Sudan ile eşleşti. Kamerun'un bu gruptan çıkma olasılığının son derecek yüksek olduğunu düşünürsek, Ocak ayında Süper Lig ve Fortis Türkiye Kupası'ndan birbirinden zorlu rakiplerle eşleşecek olan sarı kırmızılılar savunmanın temel direği Song'tan mahrum olarak bu zorlu maçlara çıkmak zorunda kalacak. Üstelik Song'un yedeği olarak tek alternatif gözüken İsmail Bouzid'in henüz bekleneni verememesi Galatasaray'ın sıkıntısını daha da artırıyor...

APPIAH AMELİYATTAN ÇIKTI, ŞİMDİ GANA'YA GİDİYOR

Geçen sezon sonunda geçirdiği ağır diz ameliyatının ardından sonra sahalara dönen ve bu haftasonu oynanan Kasımpaşa maçında ilk kez 11'de yer alan Stephen Appiah, Afrika Kupası maçları sebebiyle takımını 20 Ocak ile 10 Şubat tarihleri arasında yalnız bırakacak.

Afrika futbolunun en büyüğünün belirleneceği 2008 Afrika Uluslar Kupası maçları için kadroda yer alan Appiah Ocak ayı başında Gana Milli takım kampında yer alması gerekiyor. Ganalı yıldız bu yüzden 13 Ocak'ta başlayacak olan ligin ikinci yarısı maçlarının bir bölümünde ve 6, 9, 16 ve 23 Ocak'taki Fortis Türkiye Kupası grup maçlarında yer alamayacak. 10 Şubat'ta sona erecek olan Afrika Kupası'nda ev sahibi Gana'nın finale kalması durumunda Appiah ligin ikinci yarısının ilk 4 maçında forma giyemeyecek.

DIATTA'NIN DURUMU

Beşiktaş'a bu sezon başında transfer olan, ancak fazla forma şansı bulamayan Lamine Diatta'nın Afrika Kupası'nda Senegal milli takımı kadrosunda yer alması bekleniyor. Diatta bu sezon Siyah Beyazlı forma ile çıktığı 6 maçta toplam 330 dakika sahada kalmıştı. Diatta, 20 Ocak'ta başlayacak olan Afrika kupası için Senegal milli takım kampına çağırılırsa, Beşiktaş'ın devre arası hazırlıklarına ve 13 Ocak'ta başlayacak olan Süper Lig'in ikinci yarısının ilk 3-4 haftasında takımdaki yerini alamayacak.

YATTARA GİNE'YE

Trabzonspor'da ise Yattara ve eğer davet edilirse Jabi ile Gine milli takım kampında olacak. Trabzonspor da Galatasaray, Beşiktaş ve Fenerbahçe gibi sıkıntılar yaşayacak. Bordo-Mavililerin yeni hocası Ersun Yanal bu yüzden ligin ikinci yarısına bu iki oyuncusundan yoksun hazırlanmış ve çokt sayıda maçı onlardan yoksun oynamış olacak.



Hürriyet

Sivasspor revire döndü

Ligin flaş ekiplerinden Sivasspor'da art arda gelen sakatlıkların sıkıntısı yaşanıyor. Sivasspor Teknik Direktörü Bülent Uygun, kaleci Petkoviç'in Konyaspor maçında elinin kırıldığını, bu oyuncunun 4 ay sahalardan uzak kalacağını söyledi.
29 Ekim 2007 13:37


Sivasspor Teknik Direktörü Bülent Uygun, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kaleci Petkoviç'in Konyaspor maçında elinin kırıldığını, bu oyuncunun 4 ay sahalardan uzak kalacağını söyledi.

Yine aynı maçta sakatlanan Yasir'in de ön çapraz bağlarında sorun olduğunu, bu oyuncunun da 4 ay sahalardan uzak kalacağını anlatan Uygun, Kanfory Sylla'nın üst adalesindeki sakatlık nedeniyle 3 hafta forma giyemeyeceğini belirtti.

Balili'nin sol ayak bileğindeki sakatlığın devam ettiğini, bir süre daha forma giyemeyeceğini kaydeden Uygun, Diallo'nun da sağ ayak bileğindeki şişlik nedeniyle Beşiktaş maçına kadar takımda yer alamayacağını söyledi. İdmanda burnu kırılan kaleci Volkan'ın da 1,5 ay forma giyemeyeceğini ifade eden Uygun, Gökhan Bozkaya'nın da belindeki sakatlık yüzünden 1 ay sahalardan uzak kalacağını, Muhammed Ali'nin de sağ menüsküsündeki yırtık nedeniyle tedavisinin sürdüğünü anlattı. Bu kadar çok sakatları olmasına rağmen sonuna kadar mücadelelerine en iyi şekilde devam edeceklerini ve yılmayacaklarını belirten Uygun, iyi bir ekip olduklarını, arkadaşlarının yerine forma giyen diğer oyuncularının da başarı için görevini en iyi şekilde yerine getireceğini söyledi

(aa)

Cimbom gözünü kupa maçına çevirdi

Denizlispor'u dün oynanan karşılaşmada 2-1 yenerek Turkcell Süper Lig'de yeniden liderliğe yükselen Galatasaray'da, gözler hafta içinde oynanacak Fortis Türkiye Kupası maçına çevrildi.
29 Ekim 2007 13:49



Sarı-kırmızılılar, Denizlispor ile oynayacakları kupa maçının hazırlıklarına Florya Metin Oktay Tesisleri'nde teknik direktör Karl Heinz Feldkamp yönetiminde yaptıkları antrenmanla ara vermeden başladılar.

Antrenman 1,5 saat sürerken, çalışmaya sakatlıkları bulunan Lincoln ve Linderoth katılmadı, Hakan Şükür takımdan ayrı çalıştı. Ayhan ve Okan ise koşu yapmakla yetindi.

Antrenmanda dünkü maçta oynayan futbolcular sadece koşu yaptılar.

Futbolcular idmanda şut çalışması sonrasında çift kale maç oynadılar. Denizlispor maçının yıldızı Nonda'nın diğer futbolcuların aksine çift kale maçta yer aldığı gözlendi. Feldkamp, antrenman öncesinde futbolcularıyla kısa süreli bir toplantı yaparken, Alman teknik adamın özellikle Barış ve Bouzid ile saha ortasında uzun süreli görüşme yapması dikkat çekti.

-29 EKİM FOTOĞRAFI-

Galatasaray'da futbolcular ve teknik heyet, antrenman öncesinde, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı nedeniyle Türk Bayrağı ile fotoğraf çektirdiler. Sarı-kırmızılılar, bayrağın etrafında toplanarak, bayram nedeniyle basın mensuplarına poz verdiler.

-FUTBOLCULAR NEŞELİ-

Futbolcuların antrenmanda bir hayli neşeli olmaları dikkat çekti. Ligde 1 hafta sonra yeniden liderliğe yükselen Galatasaraylı futbolcular birbirleriyle zaman zaman şakalaşırken, Kamerunlu futbolcu Song, bayram nedeniyle Futbol A.Ş. Genel Müdürü Adnan Sezgin'den bahşiş aldı. Futbolculardan Ümit Karan da antrenmana getirdiği oğlu Ümitcan ile oynadı.

(aa)

Ersun Yanal: Kenetlenmeliyiz

Fortis Türliye Kupası B Grubu'ndaki ilk maçında yarın deplasmanda Vestel Manisaspor'la karşılaşacak olan Trabzonspor'un teknik direktörü Ersun Yanal, “Başarıya ulaşabilmemiz için her alanda kenetlenmemiz şart“ dedi.
29 Ekim 2007 14:09



"TARAFTAR YANIMIZDA OLSUN"

Gazetecilerle bu sabah bir sohbet toplantısı düzenleyen Ersun Yanal, Trabzonspor'un futbola ve başarıya ne kadar aç bir şehir olduğunun farkında olduğunu belirterek şunları söyledi:
"Bizim tek istediğimiz camianın takımı iyi günde de kötü günde de yalnız bırakmaması. Bu Avrupa'da hep böyle oluyor. Takımlar, yense de yenilse de tribünler dolu oluyor. Artık Türkiye'de bir çok şey değişti. Bir maç kazanan takım bir anda iki üç sıra yükselebiliyor. Böyle bir anda biz elimizdeki kaliteli kadroyu kullanıp yerimizi sağlamlaştırmalıyız. Bu potansiyel bizde var ve biz bunu yapacağımıza yürekten inanıyoruz. Kenetlendiğimiz takdirde başarı çok daha kolay gelir."

CUMHURİYET COŞKUSU

Vestel Manisaspor maçının son çalışmasını bu sabah saat Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri'nde Ersun Yanal yönetiminde yapan bordo mavili takımın futbolcuları ve teknik heyeti, antrenmandan önce Cumhuriyet Bayramı nedeniyle Türk bayrağı ve Atatürk resmiyle resim çektirdi.

Trabzonspor, resmi internet sitesinde Cumhuriyet Bayramı için bir mesaj yayınladı, “Modern Türkiye’nin kurucusu, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu ve bütün ulusumuza armağan ettiği Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun 84'üncü yıldönümünü bugün 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda coşkuyla kutluyoruz. Tüm Türk milletinin Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun“ dedi.

HIRSLI ANTRENMAN

Daha sonra yapılan antrenmanda futbolcuların hırsı, yüzleri güldürdü. Ersun Yanal, antrenman sırasında yardımcılarıyla birlikte durum değerlendirmesi yaptı. Ersun Yanal, antrenmanda Gökdeniz'le de özel olarak ilgilendi. Kaleci Tolga'nın sakatlığı nedeniyle katılmadığı antrenmanda futbolcular düz koşunun ardından taktik ağırlıklı çalışma yaptı.

KAFKAS: "GALİP GELEREK HAVA YAKALAYACAĞIZ"

Basın Sözcüsü Zeyyat Kafkas ise Vestel Manisaspor maçında takımlarına güvendiklerini söyledi. Beşiktaş karşısında şanssız bir yenilgi aldıklarını belirten Zeyyat Kafkas, şöyle devam etti:
"Kayserispor maçında da şansız bir mağlubiyet aldık. Bunlar takımın üzerinde olumsuz bir hava oluşmasına yol açtı. Şimdi elimize bu olumsuz havayı üzerimizden atmak için iyi bir fırsat doğdu. Bunu iyi değerlendirip Vestel Manisaspor maçından galibiyetle ayrıldığımız takdirde, hem iyi bir hava yakalayacağız hem de Türkiye Kupası'nda zaten var olan ağırlığımızı yeniden hissettireceğimizi düşünüyorum. Grubumuzdaki takımların durumunu değerlendirmekten çok, bizim dururumuza bakmamız gerekiyor. Rakiplerimiz buraya kadar gelmişlerse, demek iyi takımlar. Bu yüzden güzel maçlar oynayacağımızı düşünüyorum. Ancak bu maçlar sonucunda gülen taraf ve gruptan çıkan taraf olmak istiyoruz."

KALE JEFFERSON'UN

Kaleci Tolga'nın Beşiktaş maçında sakatlanmasının ardından Kayserispor maçında kaleyi devralan Brezilyalı Jefferson, Vestel Manisaspor maçında da ilk 11’de sahaya çıkacak. Tolga'nın sakatlığının geçmemesi, Jefferson'un da iyi bir performans sergilemesi yüzünden Ersun Yanal'ın tercihini, Brezilyalı kaleciden yana kullanacağı öğrenildi. Tolga Seyhan'ın yerine Erdinç'i ilk 11'de oynatması beklenen Ersun Yanal, maçta Risp ve Çağdaş'a forma verebileceğinin sinyallerini verdi.

YARDIMCILARI BELLİ OLDU

Bu arada Ersun Yanal'ın yardımcılıklarını Murat Aydın, Volkan Kazak ve Kemal Özdeş'in yapacağı açıklandı. Ersun Yanal'ın bir yardımcı alacağı, bu ismi de ilerleyen günlerde belirleyeceği bildirildi.



Hürriyet

Dişçi korkusu nasıl aşılır?

Dişçi korkusu, psikolojik olarak dişçiye gitmekten korkma veya hoşlanmama ile dişçiye gitmeyi iğrenç bulma gibi mantıkdışı korkuları içerir.
29 Ekim 2007 08:03

Dişçi korkusu, psikolojik olarak dişçiye gitmekten korkma veya hoşlanmama ile dişçiye gitmeyi iğrenç bulma gibi mantıkdışı korkuları içerir. Bu korkular, dişçi koltuğunda geriye doğru yatırılma, ellerin veya diğer diş aletlerinin ağzın içine sokulması, (özellikle de dişçilikte sıkça kullanılan delici aletin), iğne korkusu ve kullanılan aletlerin steril olmayacağı düşüncesiyle, HIV ve hepatit gibi bulaşıcı çeşitli hastalık ve mikropların kapılabileceği korkularından oluşabilir. Aslında bu korkular bir bakıma kabul edilebilir korkulardır ve kişinin bu tür korkular içinde olmasında kendine göre haklı nedenleri de bulunabilir

Ancak her şeye rağmen, yaşantımızda her zaman için dişçiye gitme olasılığımızın bulunduğu ve hoşlanmadığımız bu gibi durumlarla karşılaşmak zorunda kalabileceğimiz gerçeği göz ardı edilmemeli ve hoşumuza gitmese de günün birinde bu duruma katlanmak zorunda kalabileceğimiz unutulmamalıdır.

Hepimizin bildiği ve bize önerildiği gibi sağlıklı bir gülüş için en az altı ayda bir olmak üzere bir diş hekimine giderek ağzımızı ve dişlerimizi kontrol ettirmemiz gerekmektedir.

Ağız ve diş sağlığımız için olduğu kadar diğer organlarımızın sağlığı için de gerekli olan bu durum, bazılarımız için büyük bir korku ve endişeye yol açmaktadır.

Bu korku ve endişe; değil diş hekimine gitmek bu düşüncenin akla getirilmesiyle dahi yaşanabilmekte ve kişide panik hali yaratabilmektedir. Diş hekimine gidildiğinde yapılacak işlemlerin zihinsel olarak deneyimlenmesi dahi bu kişiler için son derece korkutucu olabilmektedir.

Bu kişiler ve dişçi korkusu olan diğer kişilerin büyük çoğunluğu daha önce dişçi koltuğunda çeşitli kazalar geçiren ya da olumsuz deneyimler yaşayan kişilerdir. Bu nedenle aynı durumun yeniden yaşanabileceği endişesi, korkunun devamına neden olmakta ve kişilerin bu olayları hatırlamasıyla da korku hali ortaya çıkmaktadır.

Yaşanan bu aksilikler ve olumsuzlukların yanında tedavi sırasında ve sonrasında ortaya çıkan ağrı ya da diğer çeşitli problemler dişçi korkusunun kaynağını oluşturabileceği gibi hiçbir deneyim yaşanmadan yalnızca başkaları tarafından anlatılan dişçi hikayeleri ve bu tür duyumlar ile de dişçi korkusu geliştiren kişiler bulunmaktadır.

Bu durum kişilerin dişçiye gitmelerini engellediğinden ortaya çok daha ciddi diş sorunları çıkmakta ve giderek büyüyen sorunlar nedeniyle de dişçiye gitmek zorunda kalan kişiler daha uzun süre ve daha çok sayıda tedavi işlemlerine maruz kalmaktadır. Bu işlemlerin diş problemine bağlı olarak uzaması ve kişiye sıkıntı vermesi de dişçi korkusunu pekiştirmektedir.

Hasta bu korkusundan dişçisine önceden söz edebilir ve korkularının kaynağı ile nedenleri konusunda doktoruyla konuşabilirse çok çeşitli nedenlerle ortaya çıkabilen ve çok çeşitli korkuları da içeren (iğne korkusu, kan görme korkusu, ağrı duyma korkusu, hastalık ya da mikrop kapma korkusu vb.) dişçi korkusunun üstesinden gelebilmek çoğunlukla mümkün olabilmektedir.

Aksi halde yaşanan. korkular konusunda hastası ya da hasta yakınları tarafından önceden bilgilendirilmeyen doktorun bu durumu kendiliğinden anlaması beklenemeyeceğinden fobik hastaya bu anlamda yaklaşımında korkusu olmaya diğer hastalara göre hiçbir farklılık olmayacak ve hasta korkusuyla baş etmede zorluklar yaşayabilecektir. Üstelik bu korku hem paylaşılmadığı hem de bu konuda doktordan yardım alınmadığı için giderek şiddetlenebilecektir. Diş tedavisinden önce bu korkunun mutlaka yenilmesi ve paylaşılması gerekmektedir.

Bazı durumlarda hastanın dişçi korkusu tedavi sırasında ortaya çıkabilir ve dolayısıyla bu korku ancak tedavi başladığında fark edilebilir. Bu geciken fark etmenin hastanın tedavisi konusunda çeşitli alternatiflerin araştırılmasında ve geliştirilmesinde de gecikmelere yol açabileceği unutulmamalıdır.

Hemen hemen tüm diş hekimleri dişçi korkusu yaşayan hastalarla çalışmak durumunda kalmışlar ya da kalacaklardır. Aynı şekilde siz ya da bir yakınınız bu korkuyu halen taşıyor olabilir ya da günün birinde bu korkuyla siz ya da bir yakınınız karşılaşabilirsiniz. Böyle durumlarda atılması gereken ilk adım diş hekiminden randevu alınırken bu korkudan söz edilmesidir.

Bu adım alınacak randevu saatinin en uygun bir zaman için ayarlanmasını sağlayacak dolayısıyla randevu hem doktor hem de hasta için daha uygun bir hale getirilebilecektir. ikinci olarak yapılması gereken, hastanın korkuları konusunda hekimiyle açık bir şekilde konuşmasıdır.

Hasta, diş hekiminden neden korkuyor ve bu konuda neler yapılabilir? Korku ve kaynakları konusunda doktorla hastanın konuşması ve bu anlamda alınacak önlemlerin yanı sıra yapılabilecek değişiklikler konusunda ortak kararlar alınması korkunun yenilmesinde önemli yararlar sağlayacaktır.

Ayrıca unutulmaması gereken. bir başka konu da dişçi korkusu olan hastaların daha önceden tanıdıkları ve iyi bir iletişim kurdukları doktorları tercih etmeleridir. Tanıdık bir doktorla çalışmak yabancı bir doktorla çalışmaya göre daha rahatlatıcı ve gerilimi azaltıcıdır.

Diğer yandan, özel olarak dişçi korkusu olan hastalarla çalışan diş hekimlerinin bulunduğu da bilinmelidir. Bu alanda çalışan ve deneyimi olan diş hekimlerinin seçilmesi hasta açısından kolaylıklar sağlayabileceği gibi diş hekimi açısından da kolaylık sağlayacaktır. Bunun için önceden bir araştırma yapılabilir.

Dişçi korkusu çok sık yaşanılan ve pek çok kişinin başına gelen bir durum olduğundan bu alanda çalışan kişilere ulaşmak çok da zor olmayacaktır. Diğer yandan bazı diş doktorlarının dişçi korkusu olan hastalarla çalışmak istemedikleri de bilinen bir gerçektir. Bu nedenle randevu alınırken dişçi korkusundan mutlaka söz edilmelidir.

Dişçi korkusunda göreceli olarak diğerlerine göre sonuçlandırılması daha kolay olan bazı korkular vardır. Bu korkular belirlendikten sonra bazı önlemler alınabilir ve korku ortadan kaldırılabilir. Örneğin; diş hekimliğinde kullanılan delici aletin çıkardığı sesten rahatsızlık duyanlar için tedavi sırasında walkman kullanılması önerilebilir. Bu yolla aletin çıkardığı ses müzik sesiyle bastırılacağı için korku nedeni ortadan kaldırılmış olur.

Pis kokular ve yabancı kokular nedeniyle oluşan korkuları gidermede arama terapi uygulanabilir.

Diğer yandan Diş hekimi ya da asistanının hastaya yumuşak bir biçimde teması, sıcak ve içten tavrının yanı sıra sakinleştirici konuşmaları. da duyulan gerginliği gidermede yardımcı olabileceği gibi duyulacak ağrıyı hafifletmede de yardımcı olabilir. Bazı durumlarda ise meditasyon denenebilir.

Yine çok heyecanlı kişiler için çeşitli relaksasyon yöntemleri kullanılabilir ve hastaya gevşeme eksersizleri öğretilebilir.

Diş hekimi tarafından hastaya tedavi sırasında yapılacak olan işlemler.adım adım anlatılabilir ve ağrı duyulduğunda hastanın elini kaldırılarak haber verilmesi istenebilir. Böylece hastaya işlemin ağrı duyulduğu anda kesilebileceği garantisi verilerek korku azaltılabilir.

Bazı insanların ise daha ciddi korkuları olabilir. Bu durumlarda oral veya damardan sakinleştiriciler verilmesi gerekebileceği gibi bazen genel anestezi dahi gerekli olabilir. Ayrıca psikoterapinin yanında hipnoz kullanılarak bu korkuların yenilmesinde yardımcı olunabilir. Bunun için diş hekimi ile diğer bazı alanlardaki doktorların ve psikoloğun işbirliği yapmaları gerekmektedir.

Burada önemli olan, öncelikle hangi tekniğin hasta için uygun olduğuna karar verilmesi ve o tekniğin uygulamaya konulmasıdır. Hasta dişçi koltuğuna oturduktan sonra bu konuda yaşanacak kararsızlıklar hastanın ya da hekimin tedaviden vazgeçmesine yol açabilir ve hastaya gitmesi için izin verildiğinde de dişten kaynaklanan sorunlar daha da artabileceği gibi hasta daha sıklıkla diş hekimine gitmek zorunda kalabilir.

Bu durumda hasta çok daha çeşitli işlemlerden geçmek durumunda kalabilir. Bu nedenle dişçi korkusu ya da dişçiye gitme korkusu mutlaka yenilmelidir.




tr net sağlık

Beden Kitle İndeksinizi biliyor musunuz?

Bir kişinin şişman olup olmadığının belirlenmesinin en iyi yolu, Beden Kitle İndeksi (BKİ) veya Body Mass Index (BMI) olarak bilinen ve kolaylıkla hesaplanan bir yöntemin kullanılmasıdır.
29 Ekim 2007 08:09


Beden Kitle İndeksi nedir ?, Niye Kullanılır ?

Bir kişinin şişman olup olmadığının belirlenmesinin en iyi yolu, Beden Kitle İndeksi (BKİ) veya Body Mass Index (BMI) olarak bilinen ve kolaylıkla hesaplanan bir yöntemin kullanılmasıdır.

Beden Kitle İndeksi Nasıl Hesaplanır ?

Vücut ağırlığının (kg olarak), boy uzunluğunun (metre cinsinden) karesine bölünmesiyle hesaplanır.
Örneğin : Vücut ağırlığı 70 kg, boyu 1.60 m olan bir kişinin beden kitle indeksi ;
70/1.60 = 70/1.60x1.60 = 70/2.56 = 27.34 kg/m2’dir.

Kişinin beden kitle indeksinin 25- 29.9 kg/m2 arasında olması, o kişinin şişmanlık sınıfına aday olduğunu gösterir. Bu durum, özellikle bazı hususlara dikkat edilmesi gerektiğinin göstergesidir. Beden kitle indeksi bu değerler arasında olan kişi;
Fazla yağlı yemeklerden kaçınarak (kızartmalar, kavurmalar, yağlı etler, salam, sosis, soslar, mayonez, tahin, çikolata gibi)

Dengeli ve sağlıklı bir şekilde beslenerek Fiziksel aktivitesini artırarak (yürüyüş yapmak gibi) beden kitle indeksinin 30kg/m2’nin üzerine çıkmasını önlemiş olur.

Beden kitle indeksinin 30kg/m2’nin üzerinde olması şişmanlık olarak kabul edilmiştir. Bu değere ulaşan kişilerin önemli sağlık riskine sahip oldukları bilinmektedir. Beden kitle indeksi değerinin 30kg/m2’nin üzerinde olması ile bireylerin vücut yağ miktarlarının da çok fazla olabileceği tahmin edilmektedir.

Beden Kütle İndeksi Değeri Durumuz

18.5 kg/m2’nin altında ise zayıf

18.5-24.9 kg/m2 arasında ise normal kilolu

25-29.9 kg/m2 arasında ise hafif şişman (fazla kilolu)

30-34.9 kg/m2 arasında ise orta derecede şişman (I.Derece)

35-39.9 kg/m2 arasında ise ağır derecede şişman (II.Derece)

40 kg/m2 üzerinde ise çok ağır derecede şişman (III.Derece)




tr net sağlık

Hemoroidin var derdin var

Halk arasında basur veya mayasır olarak da tanımlanan hemorroidler, aynı bacaklarda oluşan varisler gibi makat kanalı duvarındaki toplardamarların genişlemesi ve şişmesi sonucunda meydana gelirler.
29 Ekim 2007 08:22



GÜNCEL TEDAVİ

Halk arasında basur veya mayasır olarak da tanımlanan hemorroidler, aynı bacaklarda oluşan varisler gibi makat kanalı duvarındaki toplardamarların genişlemesi ve şişmesi sonucunda meydana gelirler. Makat ağzında ele gelen şişlik, ağrı ve kanama ile kendini gösteren hemorroidler toplumda orta yaş ve üzeri nüfusun büyük bir kısmını ilgilendiren yaygın bir sağlık sorunudur. Bu denli yaygın olan hemorroidlerden bildiğimiz ilaçlar ile veya cerrahi tadavi dışında günümüzde uygulanan bir çok modern tedavi yöntemi ile zahmetsiz bir şekilde kurtulmak mümkündür.

HEMORROİDLERDE KLİNİK BULGULAR VE TANI

Hemorroidler bulundukları yere göre iç ve dış olarak ikiye ayrılırlar. Linea dentata denilen anatomik sınırın üstünde kalan hemorroidler iç, altında kalan hemorroidler de dış hemorroid olarak sınıflamaktayız.

İÇ HEMORROİDLER

Bu hemorroidlere ait şişlikler makatta en çok sağ ön, sağ arka ve sol yan kadranda yerleşim gösterirler. Halk arasında en çok karşılaşılan ve hemorroid dendiği zaman genelde kastedilen iç hemorroidlerdir. Gözle görülmeyen bu hemorroidler ancak hasta ıkındırıldığında veya dışkılama sırasında anal kanaldan dışarıya çıkarlar makat ağzındaki basınç dışkılama veya ıkınma halinde en yoğun seviyededir bu nedenle uygun pozisyonda hasta ıkındırılarak muayene edilmezse gözden kaçabilirler. İç hemorroidler 4 derecede değerlendirilirler.

1. DERECE HEMORROİDLER:

Bunlar makattan dışarı çıkmadıkları için genellikle kanama bulgusu dışında fark edilmezler. Ancak rektoskopik inceleme sonucu gözle nebilirler.

2. DERECE HEMORROİDLER:

Bu hemorroid pakeleri dışkılama sırasında makattan dışarı çıkarlar. Ikınma ve dışkılama bittikten sonra kendiliklerinden içeri girerler.

3. DERECE HEMORROİDLER:

Dışkılama sırasında yada kendiliğinden dışarı çıkarlar ancak elle itilerek içeri girerler.

4. DECE HEMORROİDLER:

Hemorroid pakeleri atık daimi olarak makat dışındadır ve içeriye elle de itilemezler.

DIŞ HEMORROİDLER

Belirti ve bulgularına göre kronik deri uzantıları ve tromboze dış hemorroid olarak 2 şekil vardır. Kronik deri uzantıları hemen hiç belirti vermez. Yalnızca muayene sırasında anormal bir çıkıntı olarak saptanırlar. Tromboze dış hemorroidler basur memeleri içindeki toplar damarların patlaması sonucu meydana gelirler. Bunlar anüs mukozası ve çevre derisi altında küçük gergin, mavimsi mor renkte ve ağrılı bir şişlik şeklinde kendini belli ederler.

Tedavisi genelde konservatif olmakla birlikte bazı durumlarda lokal anestezi altında oluşan pıhtının boşaltılması hastada belirgin bir düzelme sağlar.

Hemorroidlerde genellikle 50 yaş üstü nüfusun yarısında (Bu Amerikaya ait veridir.) hemorroid belirtileri görülmektedir. Başlıcaları kanama kaşınma, ağrı, kirlenme, akıntı ve mukozal prolapsustur. (Anal kanal duvarının makattan dışarı çıkması halidir.) Hastaların çoğu utandıkları için doktora başvurmazlar ve kendilerin krem ve fitillerle tedavi etmek isterler yada doktora muayene olmadan sadece bu tür ilaçları kendilerine yazılmasını isterler.

Ancak bilinmelidir ki kanama sadece hemorroidden olmaz. Kanamaya neden olabilecek onlarca hastalığın yanı sıra bağırsak kanserleri de kanama olan hastalarda bilhassa belirli yaş üstündekilerde akla getirilmeli ve araştırılmalıdır. Bu nedenledir ki 2 - 3 günden fazla kanaması olan hastaların mutlaka bir doktor kontrülünden geçmesi anoskopi, rektoskopi, kolonoskopi ve ilaçlı barsak filmlerini çektirerek kanama nedeninin araştırılması gerekmektedir.

Böylece hayatı tehdit edebilecek kötü bir hastalığın erkenden teşhis konularak tedavi yoluna gidilmesi sağlanabilir. Hemorroidli hastaların en sık görülen şikayeti rektal kanamadır. Bu durum genellikle dışkılama sırasında veya sonrasında olur. Ikınma ve sık dışkılama ile artar.

Nadiren kan kaybı kansızlığa yol açacak kadar şiddetli olabilir. 2. derece hemorroidlerde kanamaya ilaveten akıntı ve kaşıntı 3. derece hemorroidlerde bütün bunlara ilaveten akıntı ve kaşıntı 3. derece hemorroidler bütün bunlara ilaveten az miktarda gayta sızıntısı söz konusu olabilir. 4. derece hemorroidlerde ise kanama kaşınma kirlenme akıntı şikayetlerine artık ağrı şikayetleri de eklenir.

TEDAVİ

Kanama eğer arasıra oluyorsa ve aşırı ıkınma sonucu ortaya çıkıyorsa tedavi kanamanın nedenine yöneltilir buna konservatif tedavi denir; yani hastaya kabızlığı ve ıkınmayı önleyici diyet bazı gaita yumuşatıcı ilaçlar sıcak oturma banyoları, krem ve fitiller verilerek kanamanın ağrının azaltılması yoluna gidilir.

Bu tedaviye cevap vermeyenlere günümüzün ameliyatsız ağrısız, dikişsiz, narkozsuz, modern tedavi teknikleri olan lastik bant ligasyonu, skleroterapi veya İnfrared Foto Koagulasyon denilen bir çeşit lazer tedavisi uygulanabilir. Bilhassa 1,2. bazende 3. derece hemorroidler için kullanılan bu teknikleri kısaca gözden geçirelim.

LASTİK BANT LİGASYONU

Lokal yada genel anestezi gerektirmeyen ve muayenehane şartlarında kullanabilen bu yöntemin amacı, hemorroid pakesinin dibine özel bir aletle lastik bir band yerleştirilerek kan dolaşımının bozulmasını sağlamaktır. Böylece 4-5 gün ile 1 hafta içinde hemorroid pakesi kuruyarak düşer. Uygun bir şekilde ve doğru endikasyonda yapıldığında 1,2. ve bazı 3. derece iç hemorroidlerde oldukça başarılı sonuçlar alınan ağrısız bir yöntemdir.

İNFRARED FOTO KOAGULASYON

1. 2. ve bazı 3. derece bütün hemorroidlerin tedavisinde özellikle kanamalı hemorroidlerde tercih edilen bir yöntemdir. Muayenehane koşullarında rahatlıkla uygulanabilir. Hastaya herhangi bir çeşit anestezi uygulamak gerekmez. Hemorroid pakesinin tabanına yakın mukoza kısmına cihazın uç kısmını hafifçe bastırarak 1 ila 1.5 saniye arasında 3-5 defa kızıl ötesi ışın tatbik edilir. Böylece pakenin kanlanmasını sağlayan damarlar yakılmış olur ve hemorroid pakesi zamanla küçülerek kaybolur. Nadiren tedavinin bir kaç defa tekrarlanması gerekebilir.

SKLEROTERAPİ

1.ve 2. derece hemorroidlerin tedavisinde kullanılan diğer bir yöntemdir. Özel olarak hazırlanmış sklerozan maddenin (Aethoxysklerol), özel bir enjektörle hemorroid pakesinin dip kısmına mukoza altına verilmesi işlemidir. Birkaç seans gerektirebilir. İşlem sırasında hasta ağrı duymaz. Sadece makatta hafif bir dolgunluk olarak hissedilir. Anestezi gerektirmeden muayenehane koşullarında rahatlıkla uygulanabilir.

Hemmoroidlerin oluşumu nasıl önlenir?

Tuvalet ihtiyacı hissetiğinde, hemen bağırsakları boşaltmak yoluna gidilmeli ve büyük abdest içeride tutulmamalıdır. Egzersiz, yürüyüş, bol sıvı ve lifli gıda alımı kabızlığı azaltır ve büyük abdestin kolay bir şekilde geçişini sağlar. Tuvalette uzun süre kalınmamalıdır.

1. ve 2. derecedeki hemorroidler. makatta çatlak , tromboze hemorroid, ağrı, kaşınma, enfeksiyonlar, sfinkter spazmı yada gebelik döneminde oluşan kabızlık gibi proktolojik hastalıkların tedavilerinde önemli bir yardımcıdır.

Anal çabuk buzdolabında yaklaşık olarak bir iki saat saklanır. Uygulamadan önce kayganlaştırıcı jel ile yağlanır ve hemen ardından anal kanlada 5-10 dakika süre ile kalmalıdır. Anokryo’nun her hangi bir yan etkisine rastlanmamış olup, tedavinin evde yapılması uygundur.
Op. Dr. Hakan Özçelik
Genel Cerrahi Uzmanı



tr net sağlık

Erkeklerde jinekomasti psikolojik sorunlara yol açıyor.

Jinekomasti, erkeklere kadınsı bir görünüm veren meme bölgesinde büyüme olarak tanımlanıyor. Hastalarda psikolojik strese neden olan jinekomasti bazı ilaçların yan etkisi olarak ya da hormonal bozukluklara bağlı olarak ortaya çıkıyor.
29 Ekim 2007 08:29




Jinekomasti, erkeklere kadınsı bir görünüm veren meme bölgesinde büyüme olarak tanımlanıyor. Hastalarda psikolojik strese neden olan jinekomasti bazı ilaçların yan etkisi olarak ya da hormonal bozukluklara bağlı olarak ortaya çıkıyor.

Sema Hastanesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. İbrahim Aşkar “ergenlik sırasında ortaya çıkan jinekomasti bazen kendiliğinden ortadan kalkar, kalıcı Jinekomasti’nin tek tedavi yöntemi cerrahi müdahaledir.” dedi.

Hormonal değişikliklere bağlı olarak jinekomasti en sık 13 yaş ya da daha büyük erkeklerde ortaya çıkıyor. Bu erkeklerin %90’ında meme büyümesi kendiliğinden bir yıl içinde geçiyor. Bunun nedeni ise ergenlik döneminde hormonal dengede oluşan değişiklikler meme dokusunda büyümeye yol açarken, belli bir sürede bu denge tekrar kurulduğunda meme dokusu kendiliğinden düzeliyor.

Yetişkin erkeklerde ortaya çıkan jinekomastinin belirli bir nedeni olmadığını söyleyen Doç Dr. Aşkar, hepatit, siroz, akciğer hastalıkları, bazı kanserler, tiroid hastalıkları, testis hastalıkları, eroin ve benzeri uyuşturucu madde, steroid kullanımı ve bazı ilaçların kullanımının erkeklerde meme büyümesine sebep olabildiğini söyledi. Erişkin erkeklerde ortaya çıkan kendiliğinden geçmeyen jinekomastinin tedavisinin cerrahi müdahale olduğunu sözlerine ekledi. Cerrahi tedavide uygulanan yöntemler jinekomastinin derecesi ve tipine göre Liposuction ve/veya fazla meme dokusunun çıkarılmasıdır.

Doç Dr. İbrahim Aşkar, sorunlarını önce, egzersiz ya da kilo kaybı ile düzeltmeye çalışmayan obez ya da aşırı kilolu erkekler için ameliyat önermediğini ifade etti. Ameliyat olmaya uygun hastalara ilk önce meme ultrasonu çekiliyor. Bu plastik cerrahlara meme dokusundaki büyümenin yağ dokusundan mı yoksa Glandüler dokudan mı oluştuğunu gösteriyor. Hastaya göre lokal veya genel anestezi tercih ediliyor.

Yağ dokusu fazla ise ameliyat Liposuction ile kombine edilip, önce Liposuction yapılır, sonra da ters yarım daire şeklinde kesi ile meme ucu çevresinden girilerek, fazla meme dokusu çıkarılıyor. Ağır jinekomastili hastalarda deri dokusu da çıkarılması ve deri altına lastik dren denilen borular konulması gerekebiliyor. Ameliyat ortalama 20–60 dakika sürüyor.

Ameliyat sonrası memede şişlik, ağrı ve morluk olabilir, ancak bu durum geçicidir. Meme ucu ve çevresinde uyuşukluk olabilir, bu durum da çoğu zaman geçicidir. Hasta aynı gün hastaneden taburcu edilir ve birkaç gün içine günlük aktivitelerine dönebilir.



Sema hastaneleri

Gençliğin çığlığına kulak verin

Hümanist felsefe ve bireysel yaratıcılık iddiası ile gençleri etkileyen bir” kafa tutma akımı” gençliği bir yerlere götürüyor.Satanizm: “Ne istiyorsan onu yap” temel felsefesi üzerinde gider.
29 Ekim 2007 08:42
Yazı boyutunu büyütmek için


Hümanist felsefe ve bireysel yaratıcılık iddiası ile gençleri etkileyen bir” kafa tutma akımı” gençliği bir yerlere götürüyor.

Satanizm zeki, varlıklı ve tepkili gençlerin felsefesi denilebilir. Satanizm, doktrini olan bir akımdır. Kendilerine göre bir dindir. İster A.B.D, ister Mısır ister Türkiye’de olsun bazı ortak ritüeller gösteriyorlar. Giyim kuşamı, saç şekli, ibadet biçimleri, intihara giderken bıraktıkları mesajları bu yapıyı ortaya koymaktadır.

Satanizm: “Ne istiyorsan onu yap” temel felsefesi üzerinde gider. Şeytanı memnun etmenin gerçek insanlık olduğunu düşünür.

Ergenlik döneminin özellikleri:

Çete yaşıdır:

Öncelikle aynı yaştan olan çocukların bir arada bulunmak, aynı yiyecekleri paylaşmak, sır ortaklığı yapmak, bazı eşyalara sahip olmaktan hoşlanırlar. Koleksiyon yaparlar, dîni konular konuşurlar, yıldızlarla uğraşırlar. Bazı gençlerde suç işlemeyi, kurallara aykırı davranmayı amaç edinirler.

Ergenlik döneminde işlenen suçlarda, gençlerin dörtte üçü suçu yalnız işlememiştir. Çete grupları mârifeti ile işlenen suçlar çoğunluktadır. Çocuk hırsızlıklarının %89’unun grup hâlinde işlendiği bilinmektedir.

Bu durum gençlerdeki aidiyet duygusu ile ilgilidir. Bir gruba ait olma, paylaşım içinde olma gençliğin psikolojik doğasında vardır.

Gencin önünde olumlu, tatmin edici grup seçenekleri yoksa, sadece hoşuna giden gruba katılacaktır.

Geçiş yaşıdır:

Çocukluktan yetişkinliğe geçiş ergenin çözmesi gereken önemli bir sorundur. Beden hızla gelişirken ruh ona uyum sağlamakta zorlanır. Bu nedenle bir psikolojik sarsıntı yaşanır. Fırtınaya tutulmuş bir gemi gibidir âdeta. İyi bir rehbere ve doğru bir pusulaya ihtiyacı vardır.

O yaşa kadar çocuk güvenliğini ana-babanın her şeyi bildiği ve üstesinden geleceği inancından alır. Genç Ana-babanın her şeyi bildiği ve üstesinden geleceği inancından alır. Ergenlik çağında bağımsızlık dürtüsü bastırmaktadır. Genç ana-babayı beğenmemeye başlayacaktır. Hatta acımasızca eleştirecektir. Bu ergenliğin doğal bir belirtisidir.

Ana-babanın güçlü görünümlerini değiştirme dürtüsü ile onun yerine birilerini koymaya başlar. İşte bu durum gencin yanlış gruplaşmalara kurban olması için tehlike demektir.

Bu dönemi iyi ana-baba iletişimi ile geçirirse gençte olumluluk dönemi başlar ,gücü ve bilgeliği kendi içinde geliştirme zarureti görür.

Fırtınalı dönemdeki genç kimlik arayışı ve bunalım yaşamaktadır.Kimlik bunalımı içerisinde olan gencin yalancı önderlere ve güç gösterilerine kapılması çok kolaydır.Geçiş yaşında bulunan Gencin gözünde ana-babanın geçici olarak değerini yitirmesi olgunlukla karşılanmalıdır.

Şaşkınlık yaşıdır:

Yeterli benlik gelişmesi için çocukluk dönemlerinden beri yeterli iç denetim düzenekleri doğru-yanlış,faydalı-zararlı,iyi-kötü kavramlarının temeli atılmış olmalıdır.Neyin iyi neyin kötü olduğu öğretilmeyen bir genç, ergenlik döneminde şaşkınlık ve kimlik bunalımını daha şiddetli geliştirecektir.

Yeterli benlik gelişimi için 3 soru vardır (Colemann 1972) :

Ben kimim?

Nereye yönelmeliyim?

Neden?

Ben kimim?

Ana-baba gerekli ortamı hazırlamışsa kimlik karmaşası kolay aşılır. Eğer genç kendisini düşman bir dünya içinde eksik ve güçsüz buluyorsa ruh sağlığı bozulabilecek veya çetelere karışabilecektir.

Bir tehlike de bağımlılığı bağımsızlığa tercih etmesidir. Bir gencin kendini biçimlendirmesi yürek gerektirir. Vereceği kararın yaratacağı sonucu ve sorumluluğu üstlenme kararlılığını göstermek kolay değildir. Bir çok genç bu durunda ana kuzusu olmayı tercih edebilir veya grup bağımlısı olarak kendisini güvende hissedecektir. Bir gençte toplumun bağımsız bir üyesi kimliğinin oluşması ancak iç fırtınalar sonucu gelişir.

Nereye yönelmeliyim?

Ana-baba genci zamanla değişik ve kendilerinden uzak bulur. İki tarafta bu durumda tedirgin olur. Gençler, psikolojik değişim süreci içindedirler. Kendini anlamak için soru sorarlar, hırçın ve tepkilidirler. Sorunlarını paylaşmaz, kendilerine saklarlar. Bazı gençler ilgisiz kişilerle dostluk kurarlar, sonra da hayâl kırıklığı yaşarlar. Bir çok amaca birden yönelmenin karmaşası içinde saflık ve tecrübesizliğin çelişkilerini yaşamaktadırlar. Deneme yanılma yöntemi ile bir amaca yönelirler.

Bazı gençler bu dönemde çok antisosyal olurlar.Yıkıcı davranışlar sergilerler. Evden–okuldan kaçarlar, kavgalara karışırlar, çetelere girerler. Bazı araştırmacılar ergenlik dönemi için “Normal bir şizofreni dönemi” deyimini kullanmaktadırlar.

Ergenlik dönemini başarılı bir biçimde çözümlenmek yapıcı ve üretken bir birey olmak hiçte kolay değildir.

Neden satanist oluyorlar?

Ergenlik döneminin kendisine has psikolojik güçlükleri nedeniyle genç kendisinin “isyancı” olarak nitelendirilmesinden hoşlanır.

İşte satanizm felsefesi bu duyguyu kullanmaktadır.

“İnsanın Tanrı karşısında âciz olmasından nefret ediyorum, ben dünyaya isteyerek gelmedim, ne istiyorsam onu yaparım.” gibi sözler satanistlerin sık kullandıkları cümlelerdir.

Mezarlık bekçileri ile anlaşıp ilahiler okuyan genç aidiyet duygusunu tatmin etmektedir. Sevmediği insanları lanetlemekte yöntemlerinden birisidir. İntikam ve lânetleme projeksiyon savunma mekanizmasının doyumudur.

Geçen yıllarda Ataköy’de beraber 14. kattan kendilerini bırakan Alp ve Aslı aidiyet duygularını yazdıkları mesajda “Biz buraya ait değiliz” şeklinde ifade etmişlerdi. Biri 14 diğeri 17 yaşında derslerinde başarılı bu 2 gencin ekonomik sorunları yoktu. Yine Kaliforniya da “ Yüce Kaynak Tarikatı ” 39 satanistin toplu intiharında “biz buraya ait değiliz” şeklindeki not aidiyet duygusunun dışa vurumuydu.


“Satanizm kendini sakınmayı değil istediğini yapma özgürlüğü sunar” felsefesi gencin ego doyumunu destekler.

Sorunlu Gençler Satanizm‘e Aday mı?

Zeki gençler ergenliği daha bunalımlı, sancılı ve fırtınalı geçiriyorlar. Varlıklı ailelerin zeki çocukları sorularına cevap bulamazlarsa kendilerini kaos içerisinde buluyorlar.

Psikolojisi bozuk, zeki ve varlıklı aile çocukları satanizm için en büyük risk grubudur.

Satanist gençler farklı arayışları olan, soyutlanmış hissini taşıyan, anlaşılmadığını düşünen, hayatı anlamsız ve amaçsız gören düşünce biçimine sahip olan gençlerdir.

Depresif ruh hali üzüntü ve karamsarlık içerisindeki bu genç birçok ekonomik imkana rağmen mutlu olamadığını hissettiğinde önüne çıkan kısa ve anlık zevk veren satanizm yöntemini benimsemektedir.

Kedi köpek katletmek, ibadetlerle dalga geçmek, kutsal nesneleri aşağılamak, kurban seçilen insanlara işkence tecavüz, grup seksi, uyuşturucu kullanımı, kara büyü ve büyü ayinleri yaparlar.

Vazgeçemedikleri üç şey siyah, karanlık ve sert müziktir. Sert müzik satanistlerin iç sıkıntısının bir çığlığıdır.

Satanist grup içerisindeki gençler ailelerinden ve okuldan alamadıkları duygusal desteği burada alabiliyorlar. Üzüntüyü, sevinci ve zamanı paylaşıyorlar. Mum yakıp çevresinde alkolle, seksle, saldırganlıkla sıra dışı paylaşım yaşıyorlar.

Tepkili gençlerin istediklerini yapabilmesi çabası ve ifâde yolu olan satanizm gittikçe daha çekici hâle gelecek gibi görünüyor.

Geleceğin dini olabilir mi?

Dinlerin iyi-kötü, doğru-yanlış ayırımı satanizmde de geçerlidir.

Satanizmin doğruları şunlardır:

1.İntikam

2.Başkaldırı

3.İstediğini yapmak

4.Büyünün gücünü kabul etmek

5.Gerçek insanlık şeytanı memnun etmektir.

Yasakları:

1.Sevgini nankörlere harcama,

2. İstemeden fikir belirtme,

3. Kimseyi rahatsız etme,

4. Rahatsız edenden zâlimce, insafsızca öcünü al,

5. Cinsellik sinyali almadan kimseye yaklaşma,

6. Sana ait olmayan şeyi alma,

7. Seninle ilgili olmayan şeyden şikayet etme.,

8. Küçük çocuklara zarar verme,

9. İnsan olmayan hayvanları ihtiyacın olmadığı zaman öldürme,

10. Seni rahatsız edeni uyar, dinlemezse yok et.

11. Sadece şeytanla ruhunu bütünleştirmek isteyeni öldür.

Heyecan dolu özgürlük ve başkaldırıyı yöntem olarak benimseyen satanizm yapay bir hareket olarak düşünülmemelidir. Satanizm şu an örgütlü bir hareket değildir, fakat bu hızla gelişir ve örgütlenirse alternatif din ve felsefe olma potansiyeli yüksektir.

Neden ateist olmuyorlar?

Bir genç bu soruya şu cevabı veriyor. “Bu berbat dünyaya ben isteğimle gelmedim. Gerçek bir Tanrı olmasaydı bu dünyada olmazdım. Tanrı hiçbir zaman bizimle olmadı. İstediğimi yapamayacaksam neden yaşayayım ki? Ben kimseye hesap vermek istemiyorum. Tanrı şeytanı kıskandı ve kovdu. Şeytan bana hesap sormuyor, onun tarafını tercih ediyorum. Şeytanın başkaldırısındaki asaleti seviyorum.”

Bu gence göre satanizm ateizmden daha makul ve mantıklı gözüküyor.

Ruhsal bunalıma giren gençler aile ve eğitmenlerinden yeterli duygusal destek ve doğru inanç kalıpları alamadıklarında satanist olurlarsa onlara kızmaya hakkımız yoktur.


Nevzat Tarhan



Memory Center

'Psikolojik Savaş'ın yazarından uyarı

"Psikolojik Savaş" kitabının yazarı emekli albay ve psikiyatrist Prof. Nevzat Tarhan, Hakkari'deki saldırıları protesto için sokağa dökülen halkın, yer yer şiddete dönüşen tepkiler göstermesini "şok yaşantı" olarak niteledi.
29 Ekim 2007 08:49



İnsani Değerler ve Ruh Sağlığı Vakfı Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, duyguların yarattığı zihinsel körlüğe dikkat ve tepkilerin düşünce temelli değil, duygusal olmasına dikkat çekiyor. Türkiye'nin sosyolojik ve psikolojik analizlere; kimlik çatışması yerine kimlik barışına götürmeyi sağlayacak bir çabaya ihtiyacı olduğunu vurgulayan Tarhan, buna siyasetçi olmayanların da katkı sağlaması gerektiğini söylüyor; "Doğu'nun ve Batı'nın saygı duyduğu insanlar bu konuda önderlik yapmalı".

Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nde psikiyatri uzmanı olarak profesörlüğe kadar yükselen ve klinik direktörlüğü yapan, albaylıktan emekli olan Tarhan, halen Memory Centers of America adlı nöropsikiyatri merkezlerinin Türkiye yöneticiliğini yapıyor. "Psikolojik Savaş" kitabıyla kamuoyunda ilgi gören Tarhan'la, Hakkari'deki son saldırılar üzerine sokaktaki tansiyonun yükselmesini konuştuk. Tarhan, NTVMSNBC'nin soruları üzerine şu değerlendirmeleri yaptı:

SAYGI DUYULAN İNSANLAR ÖNDERLİK YAPMALI

"Şu anda Türkiye'nin sosyolojik, psikolojik analizlere ve kimlik çatışması yerine kimlik barışmasına götürmeyi sağlayacak bir çabaya ihtiyacı var. Siyasi olmayan kişilerin de buna katkı sağlamasına ihtiyaç var. Doğu'nun ve Batı'nın saygı duyduğu insanlar bu konuda önderlik yapmalı.

PROVOKASYON İÇİN ÇOK İYİ ALTYAPI

"Terörün amaçlarından biri toplumda böyle bir tepki oluşturmaktır zaten. Teröristlerin sonuç alabilmesi için 'şok yaşantılara' ihtiyacı var. Şu anda yaşanan bir 'şok yaşantı'dır. Bu teröristlerin arzuladığı bir şey. Şimdi bu şok yaşantıya karşı doğru tepki verilirse, teröristlerin oyununa gelinmemiş olur. Terör olaylarındaki alevlenmeye karşı toplumsal bir tepki var. Gelecek kaygısı, güvensizlik duygusu ve korku oluşmasına ve buna karşı duygusal olarak kontrolsüz davranma eğilimleri ortaya çıktı. Genellikle böyle durumlarda spontan, bireysel tepkiler oluyor. İşte bu, provokasyon planı yapanlar için çok iyi bir altyapı oluşturuyor.

KONTROLSÜZ DAVRANMA EĞİLİMLERİ ORTAYA ÇIKTI

"Böyle durumlarda mevcut duyarlılığın yönü birkaç uygulamayla değiştirilebilir. Önce toplumu iyi anlamak gerekir. Böyle bir durumda ortada bir kaos var, belirsizlik var. '200 terorist sınırı geçiyor, taburumuzun yanına kadar geliyor ve bir şey yapılamıyor' deniyor. İnsanlar burada Türkiye'yi yönetenlerin bazı şeyleri sorgulaması gerektiğini düşünüyor. Böyle durumlarda 'niye bir şey yapılamıyor' deniyor. Heyecanın olması doğal, iyi bir şey. Onu yok etmek yerine, böyle durumlarda çeşitli yönlendirmelere, çeşitli saptırmalara, dümenleme davranışlarına karşı, herkesin tepkisini verirken bunları sorması önemli.

ŞEHİT AİLELERİNE YARDIMCI OLMALI

"Terör mağduru şehit ailelerini anlamak, 'ateş düştüğü yakar' duygusu önemli. Çözüm yolu yardımdır. Bu insanlara yardım ve bunu tekrar yaşamamak için neler yapabilirim, sorusunu düşünerek hareket etme refleksi ortaya çıkmalı. Ve şehit ailelerinin, yakınlarının yalnız olmadığını göstermek önemli. O da sözde değil, icraatla olabilecek bir şey. Yardım kampanyalarına destek sağlayarak yapılabilir.

DUYGU TEMELLİ TEPKİYE ÇOK YATKINIZ

"Olayları yanlış nedenlere bağlamanın sonucu olarak yanlış tepkiler ortaya çıkıyor. Şu anda düşünce temelli tepkiler vermeye ihtiyaç var. Düşünce temelli tepkiler, faydalı tepkilerdir. Ama biz Doğu kökenli insanlar olarak duygu temelli tepkiye çok yatkınız. Buna dikkat etmek gerekiyor. Teröristlerin amacına hizmet etmemek gerekiyor. Terör eylemlerinde arzulanan şey, toplumda heyecan uyandırıp, çatışma yaratmaktır.

TERÖRİSTLERİN OYUNUNA GELİYORUZ

"5-6 sene önce Batman'a bir konferans için gitmiştim. Orada askerlik şubesinde yaşanan bir olayı anlatmışlardı bana. 74 Kıbrıs Barış Harekatı olduğunda, Batman'da Kürt- Arap kökenli insanlarımız askerlik şubesi önünde kuyruğa girerek, 'biz de gideceğiz oraya' demişler. Farkında olmadan teröristlerin oyununa geliyoruz biz. El ele tutunarak bu sorunun çözüleceğini vurgulamak gerekiyor. Türkiye'de ortamı destabilize ederek karıştırmak isteyen çıkar odakları var.

DIŞLANAN KESİMLER VE BASK ÖRNEĞİ

"Bask örneği var. İspanya'da ayrılıkçı örgüt, nüfusun yüzde 8'ini teşkil ediyor; ancak onu destekleyenler arasında yüzde 40 oranında diğer İspanyollar var. Bunlar melez İspanyollar. Araştırma sonucunda niye onlara yöneldikleri tespit ediliyor. Kendilerinin toplum tarafından dışlandığını düşündükleri, aidiyet duygularını zayıf hissettikleri için terörist grubun yanında yer aldıklarını söylüyorlar.

SAYGI DUYULANLAR ÖNDERLİK ETMELİ

"İspanya'da 'terör neden oluyor' diye sosyolojik ve psikolojik araştırmalar yapılıyor. Araştırmaların sonucunda terörün psikolojik arka planını tespit edip, kimlik barışmasını sağlıyorlar. Şu anda Türkiye'nin sosyolojik, psikolojik analizlere ve kimlik çatışması yerine kimlik barışına götürmeyi sağlayacak bir çabaya ihtiyacı var. Siyasi olmayan kişilerin de buna katkı sağlamasına ihtiyaç var. Doğu'nun ve Batı'nın saygı duyduğu insanlar bu konuda önderlik yapmalı, diye düşünüyorum."




ntvmsnbc

21 Ekim 2007 Pazar

Rüştü Reçber ceza almayabilir

Rüştü'ye 80. dakikada kırmızı kart veren yardımcı hakem Baki Tuncay Akın, “Yanlış karar verdim. Maçın ardından pozisyonu tekrar izlediğimde Rüştü’nün elle müdahale etmediğini gördüm'' dedi


Övünç Özden'in haberi

BEŞİKTAŞ’ın dün oynadığı Trabzonspor maçında karşılaşmanın 80. dakikasında ceza sahası dışında topa elle müdahale ettiği gerekçesiyle kırmızı kartla oyun dışı kalan Rüştü Reçber’in, ceza almaması bekleniyor.

Siyah-Beyazlı kalecinin müdahalesi sonrası orta hakem Bülent Yıldırım’ın devam kararına rağmen, yardımcı hakem Baki Tuncay Akın ısrarla bayrağına kaldırıp, Rüştü’nün elle müdahale ettiği görüşünü karşılaşmanın ardından, "Hata yaptım" diye değerlendirdiği belirtildi.

Yardımcı hakem Baki Tuncay Akın’la konuşan Beşiktaş Genel Menajeri Sinan Engin, hakemin karşılaşmayı televizyon görüntülerinden izlemesinin ardından kendisine, "Kararım yanlışmış. Rüştü topa elle müdahale etmemiş. Bu hatalı kararı raporumda belirteceğim" dediği öğrenildi.

Yardımcı hakemin bu sözlerinin ardından, Rüştü’nün önümüzdeki hafta oynanacak İstanbul Büyükşehir Belediye karşılaşmasında ceza alma durumunun ortadan kalkacağı bekleniyor.



Milliyet

Beşiktaş'tan yardımcıya tepki

Beşiktaş Kulübü Asbaşkanı Levent Erdoğan, Trabzonspor galibiyetinin, futbol takımının yükseliş dönemine geçtiğini gösterdiğini söyledi. Erdoğan, Rüştü için başvuracaklarını da açıkladı.

Levent Erdoğan, A.A muhabirine yaptığı açıklamada, son haftalarda Beşiktaş futbol takımının bir duraklama dönemi geçirdiğini ifade ederek, ''Bu bakımdan Trabzonspor maçı bizim için çok önemliydi. Ya galip gelip yükselişe geçecektik ya da duraklama haftalarından gerileme haftalarına geçecektik. Neticede ilk 6 dakikada 2-0 yenik duruma düşmemize rağmen, takımımız gerçek gücünü sahaya yansıtarak hak ettiği galibiyete ulaşmış ve Trabzonspor galibiyeti futbol takımında duraklama devrini bitirerek, yükseliş devrini başlatmıştır'' diye konuştu.

YARDIMCI HAKEME TEPKİ

Levent Erdoğan, sabırla hakem hatalarının son bulmasını beklerken, Trabzonspor maçında da önemli bir hakem hatasına maruz kaldıklarını ifade etti. Rüştü'ye gösterilen kırmızı kartın tamamen haksız olduğunu, bunun görüntülerden açık bir şekilde tespit edildiğini kaydeden Erdoğan, ''Yardımcı hakemin yaptığı hata maalesef maçın sonucuna tesir edebilirdi. Bu kadar üst üste gelen hakem hataları, artık bize bu hataların kasıtlıymış gibi gözükmesine neden oluyor'' dedi. ''Dileriz ki, bu son hata olur'' diyen Erdoğan, ''1 hata, 2 hata olsa tamam ama sezon başından bu yana özellikle yardımcı hakemlerin bariz ve maçın sonucuna tesir eden hatalarına maruz kalıyoruz. Maçın hakeminin yakın olduğu pozisyonlarda dahi yardımcı hakemler olaya müdahale ederek kural hataları yapmışlardır'' şeklinde konuştu.

''ARZU ETMESEK DE AKLIMIZA YABANCI HAKEMLER GELİYOR''

Bu kadar üst üste gelen hataların ardından hiç arzu etmeseler de akıllarına yabancı hakemlerin geldiğini ifade eden Erdoğan, ''Hiç arzu etmesek de hatalar devam ederse artık özellikle derbilerde yabancı hakemlerin çare olarak düşünülme zamanı gelmiş gibi gözüküyor. Bu durum mevzuatlara aykırı ama hatalar da bir türlü bitmiyor. Şampiyonluğumuzu tehlikeye sokacak hatalar yapılıyor'' dedi.

"RÜŞTÜ İÇİN BAŞVURU YAPACAĞIZ''

Erdoğan, haksız yere kırmızı kart gördüğünü düşündükleri Rüştü'nün bu cezasının kaldırılması için Futbol Federasyonu'nun gerekli kurullarına başvuruda bulunacaklarını söyledi. Rüştü'nün yardımcı hakemin hatası nedeniyle kırmızı kart gördüğünü belirten Erdoğan, ''Yapılan tekrarlarda da açık olarak görüldüğü üzere tamamen hakem hatası olarak verilmiş bulunan kırmızı karta bağlı olarak ceza verilmemesi için Futbol Federasyonu'nun gerekli kurullarına başvuracağız'' diye konuştu.

''KADIYI KADIYA ŞİKAYET ETME''

Rüştü için yapacakları başvuru için ''Sanıyoruz ki, başvurumuz kadıyı kadıya şikayet etmek durumunda kalacaktır'' yorumunda bulunan Erdoğan, ''Bu bakımdan da bu hatanın düzelmesi yolunda fazla ümitli değiliz. Daha önce Ankaraspor maçında verilmeyen bariz golümüzün ardından haksız yere sarı kart gören Nobre'nin bu kartının kaldırılması için yaptığımız başvuru dikkate alınmadı'' şeklinde konuştu.

''TANRI'IN BİR LUTFU''

Levent Erdoğan, Rüştü'nün gördüğü kırmızı kart sonrası Bobo'nun kaleye geçmesi için de ''Daha önce Fenerbahçe maçında da Pancu kaleye geçmiş ve o maçı da kazanmıştık. Uğradığımız haksızlıkların karşılığında kaleye geçen futbolcularımızın gösterdikleri başarıları, Tanrı'nın bir lutfu olarak değerlendiriyorum'' yorumunu yaptı.

FC LIVERPOOL MAÇI

Avrupa Şampiyonlar Ligi (A) Grubu'nda 24 Ekim Çarşamba günü İstanbul'da oynayacakları FC Liverpool karşılaşmasına da değinen Erdoğan, şunları söyledi: ''Bu karşılaşma her iki ekip açısından da büyük önem taşıyor. Çok zorlu bir maç olacak. Şansımızın devam etmesi için galip gelmek istiyoruz. Taraftarımızın da desteğiyle bu karşılaşmayı kazanacağımıza ve yolumuza devam edeceğimize inanıyoruz.'' Erdoğan, FC Liverpool maçı için ek bir prim düşünüp düşünmedikleri sorusuna ise ''Şu anda düşünülmüş ek bir prim yok. Futbolcularımızın göstereceği performans neticesinde kazanılacak böyle önemli bir maç, Şampiyonlar Ligi'ndeki iddiamızı devam ettireceğinden, muhakkak ki normal verilmiş bulunan primlere ek olarak, artı bir prim de başkanımız ve yönetim kurulumuzun vereceği karar doğrultusunda olabilir'' diye konuştu.



AA

Liverpool'dan sancılı Kartal provası - VİDEO

İngiltere Premier Ligi'nin 10. hafta maçında Beşiktaş'ın Ş.Ligi'ndeki rakibi Liverpool derbi maçında Everton'ı son saniyede bulduğu golle güç bela yenebildi...
21 Ekim 2007 14:15

Karşılaşmanın gollerini 38. dakikada Hyypia (k.k), 54 ve 90. dakikalarda penaltıdan Dirk Kuyt kaydetti. Everton'da Hibbert 53. dakikada kırmızı kart görerek oyun dışı kaldı.

Goodison Park'ta oynanan Merseyside derbisi her zaman oldugu gibi büyük çekişme içinde geçti.

Liverpool'da Fernando Torres sakatlığı sebebiyle ilk 18'de yer almazken, forvette Kuyt ve Voronin görev yaptı. Benitez, savunmanın göbeğinde de Agger'in yokluğunda 34 yaşındaki Hyypia'ya görev verdi. Gol yollarında yine etkisiz bir performans sergileyen Liverpool ileri uç elemanları golleri penaltıdan buldu. Kazanılan iki penaltı atışını da gole çeviren Hollandalı Dirk Kuyt, bu dev derbide Kırmızılar'a galibiyeti getirdi. 2-1

Liverpool bu galibiyetle puanını 19'a çıkardı ve maç fazlasıyla 3. sıraya yükseldi. Everton ise 13 puanda kaldı. Liverpool hafta içinde, Şampiyonlar Ligi maçında Beşiktaş ile İnönü Stadı'nda karşı karşıya gelecek.
MAÇIN GÖRÜNTÜLERİNİ İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ

'Trabzon kaplanı Bobo' baskılı forma

Kaleci Rüştü'nün kırmızı kart görmesi sonrası son 13 dakikada kalede görev yapan forvet oyuncusu Bobo'nun ''Trabzon kaplanı'' baskılı formalarının satışına, Kartal Yuvası mağazalarında satışa çıkarıldı.
21 Ekim 2007 15:24
Yazı boyutunu büyütmek için

Beşiktaş'ın ligde dün Trabzonspor'u 3-2 mağlup ettiği maçta attığı golün ardından, kaleci Rüştü'nün kırmızı kart görmesi sonrası son 13 dakikada kalede görev yapan forvet oyuncusu Bobo'nun ''Trabzon kaplanı'' baskılı formalarının satışına, Kartal Yuvası mağazalarında satışa çıkarıldı. Beşiktaş Kulübü'nden yapılan açıklamada, Trabzonspor maçında hem galibiyet golünü atan, hem de son 13 dakika kaleye geçerek rakibe geçit vermeyen Bobo'nun 'Trabzon Kaplanı' baskılı formalarının, Kartal Yuvası mağazalarında satışa çıkarıldığı bildirildi. Bu arada Kartal Yuvası yetkilileri, Trabzonspor maçında kaleye geçen Bobo'ya yönelik yeni ürün çalışmasını da başlattılar. Yeni ürünün, önümüzdeki günlerde tüm Kartal Yuvası mağazalarında satışa çıkarılacağı kaydedildi.

AA

5 Ekim 2007 Cuma

İsviçre basını: G.Saray Sion‘u traşladı

FC Sion’un bu kadar farklı bir skorla yenilmesi, İsviçre basınında büyük tepki uyandırdı. İsviçre basını, Galatasaray karşısında 5-1’lik skorla hezimete uğrayan FC Sion’u eleştiri yağmuruna tuttu.


Zafer ATAMER-Erhun GEYİSİ'nin haberi

Le Matin gazetesi, "Galatasaray Sion‘u traşladı" ifadesini kullanırken, 36. dakikada İsviçre’deki gibi skorun 3-0 olduğunu, ancak bu sefer skor tabelasının yer değiştirdiğini yazdı. Gazete ayrıca kulübesinde golleri saymaktan başka bir şey yapmadığını iddia ettiği teknik direktör Alberto Bigon’un geleceğinin de garanti altında olmadını yazdı. Gazeteye göre Bigon, FC Sion’un bu hafta sonu ligde oynayacağı karşılaşmada puan kaybetmesi halinde takımın başından uzaklaştırılacak. Le Matin, Kulüp Başkanı Constantin’in, "Galatasaray, UEFA Kupası’nda bu yıl yarı final veya final oynar" demecine yer verdi.

Le Temps gazetesi ise "Galatasaray, Sion’u safdışı etti" başlıklı haberde, Galatasaray’ın, Sion’un UEFA Kupası’nda ikinci tura kalma hayallerini yarım saatte çöpe attığını yazarken, iki gol bulan Ümit Karan’a övgüde bulundu.
Tribune De Geneve gazetesi de, bu sonucun Sion için mucize olmadığını belirterek, "Ali Sami Yen’de
Galatasaray’ın dediği oldu. İlk 20 dakikada Galatasaray istediğini aldı. Galatasaray’a 5-1 yenilen Sion, UEFA’yı arka kapıdan terk etti" ifadelerini kullandı.

24 Heures gazetesi, "Ali Sami Yen tarifesi 5’lik" başlığını kullandığı haberde şu cümlelere yer verdi:
"Sion, Türkiye’den bir tokat yedi. Sion, Ali Sami Yen‘de yeni bir mucize yaratamadı. İki takım arasında
klas bakımından büyük fark var. Seyircisinin önüne 5 haftadır çıkamayan Galatasaray, bu sefer onların
önünde büyük bir güvenle çıkarken, coştukça coştu."

"Rüya 20 dakika sürdü, Sion sonra gerçekle başbaşa kaldı" başlığını kullanan 20 Minutes gazetesi ise, "Sion 5-1’lik skorla adeta nakavt oldu. Sion ilk yarının skoru 3-0 iken zaten maçı bıraktığı görünümündeydi. Ali Sami Yen’de 22 bin taraftar adeta bir ateş küresiydi. Bu neticeyle Sion, UEFA Kupası’nın dışında kaldı" yorumunu yaptı.

Le Matin Bleu gazetesi ise maçı şöyle değerlendirdi:
"Sion, Galatasaray’ı iyi tartamadı ve onların ağırlığını da kaldıramadı. Sion’un bu haliyle bundan başka bir netice alması da fazla iyimserlik olurdu. Maç Galatasaray’ın kontrolü altında geçerken, Sion’un fazla yapacak bir şeyi yoktu. Böylece Sion boyunun ölçüsünü almış oldu. Sion’un ümitleri seneye kaldı."

Hürriyet

Sinan Engin: Yanlış anlaşılma

Beşiktaş Futbol Takımı Genel Menajeri Sinan Engin, Şampiyonlar Ligi'nde FC Porto ile yapılan maç sonrası kaptan İbrahim Üzülmez ve taraftarlar arasında yaşanan olumsuz olayın, yanlış anlaşılmadan kaynaklandığını söyledi.
Sinan Engin, takım kaptanı İbrahim Üzülmez ile birlikte, BJK Nevzat Demir Tesisleri'ndeki antrenman öncesi yaptığı açıklamada, Porto'ya şanssız bir şekilde yenildiklerini ve bunun üzüntüsünü yaşadıklarını belirterek, “Şanssız yenildiğimiz maç sonrası İbrahim Üzülmez ile taraftarlar arasında, yanlış anlaşılmadan dolayı bu olay yaşandı. Yenilginin üzüntüsüyle oldu. İbrahim, yüreğiyle oynayan, yenilgiyle ve galibiyetle yoğun duygular yaşayan bir arkadaşımız. Bazı taraftarların küfürlü sözlerini tüm taraftara mal etmemek lazım” dedi. Sinan Engin, İbrahim'in, Beşiktaş'ın kaptanı olduğunu ve ona ihtiyaç duyduklarını sözlerine ekledi. Beşiktaş Futbol Takımı Kaptanı İbrahim Üzülmez de yeri geldiğinde taraftarlardan özür dileyeceğini, bundan gocunmayacağını söyledi. İbrahim, şanssız bir şekilde yenildikleri maç sonrası moral bozukluğu yaşadıklarını ifade ederek, şunları söyledi: “Üç gün sonra yeni bir maça çıkacağımızın bilinciyle, daha fazla etkilenmemeleri için arkadaşları soyunma odasına götürmek istedim. Bunu, taraftara tepki olarak gösteriyorlar. Takımda çok sayıda genç oyuncu var. Onların etkilenmemesi için böyle bir şey yaptım. Takıma büyük destek veren, güzel tezahüratlar yapan ve bana 'Deli İbrahim' lakabını takan, taraftarlardır. Yeri geldiğinde onlardan özür dilerim, bundan gocunmam.” AA

F.Bahçe'ye İzmir'de coşkulu karşılama

Fenerbahçe, yarın deplasmanda Vestel Manisaspor ile oynayacağı karşılaşma için özel bir uçakla İzmir'e geldi.

Fenerbahçe kafilesi, İzmir Adnan Menderes Havalimanı'nda bir grup taraftar tarafından coşkuyla karşılandı. Futbolculara yoğun sevgi gösterilerinde bulunan Sarı-lacivertli taraftarlar, özellikle Roberto Carlos ve Alex'e yoğun ilgi gösterdi. Taraftarlar, futbolcularla bol bol hatıra fotoğrafı çektirdi. Fenerbahçe kafilesi, daha sonra havalimanından otobüsle Manisa'ya gitti.

Sivasspor'un galibiyeti tescillendi

Türkiye Futbol Federasyonu, Tahkim Kurulunun verdiği, Sivasspor'un hükmen 3-0'lık galibiyet kararını onadı. Bu sonucun ardından Sivasspor puanını 18'e çıkardı.



Türkiye Futbol Federasyonu, Sivasspor'un hükmen galibiyetini tescilledi.

Süper Lig'in ilk haftasında oynanan Trabzonspor - Sivasspor maçı, son dakikalarda seyircilerin sahaya girmesi sonrası hakem tarafından tatil edilmişti.

Geçtiğimiz hafta toplanan Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu, yarım kalan maç için Sivasspor'un hükmen 3-0 galip sayılmasını kararlaştırmıştı.

Federasyon'un son kararından sonra ligde oluşan puan durumu şöyle oldu:

Turkcell Süper Lig
Takımlar O G B M A Y P
1 Galatasaray 7 6 1 0 17 3 19
2 Sivasspor 7 6 0 1 13 4 18
3 Beşiktaş 7 4 2 1 8 5 14
4 Trabzonspor 7 3 3 1 10 6 12
5 İstanbul Büyükşehir Bld. 7 4 0 3 10 7 12
6 Fenerbahçe 7 3 3 1 8 6 12
7 Gaziantepspor 7 4 0 3 10 9 12
8 Kayserispor 7 3 2 2 12 9 11
9 Ankaragücü 7 3 2 2 8 8 11
10 Denizlispor 7 2 2 3 11 11 8
11 Gençlerbirliği 7 2 2 3 10 11 8
12 Vestel Manisaspor 7 2 2 3 11 14 8
13 Gençlerbirliği OFTAŞ 7 2 1 4 6 8 7
14 Bursaspor 7 1 3 3 7 8 6
15 Kasımpaşa 7 2 0 5 6 11 6
16 Çaykur Rizespor 7 1 1 5 5 17 4
17 Konyaspor 7 0 4 3 5 13 4
18 Ankaraspor 7 0 2 5 5 12 2

İŞTE FEDERASYON'DAN YAPILAN YAZILI AÇIKLAMA

Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu, bugün yaptığı toplantıda, 12.08.2007 tarihinde oynanan ve tamamlanamayan Trabzonspor-Sivasspor maçının Sivasspor lehine 3-0 galibiyetle tescil edilmesini karara bağlarken, Beşiktaş'ın Ankaraspor maçında kural hatası yapıldığı yönündeki itirazını da reddetti.

TFF'den yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı: "Yönetim Kurulu, 28.8.2007 tarihinde yaptığı toplantıda, Trabzonspor-Sivasspor maçının baştan itibaren, tarafsız bir sahada yeniden oynanmasına karar vermiş, Sivasspor’un itirazı üzerine dosyayı inceleyen Tahkim Kurulu, bu kararın kaldırılması yolunda karar almıştı.

3813 Sayılı Yasa’nın 14, Ana Statü’nün 50, Tahkim Kurulu talimatının 1 a maddeleri gereğince, kesin mahiyetteki Tahkim Kurulu kararı ve gerekçeleri dikkat alınarak dosyayı ekleriyle yeniden inceleyen Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu, Trabzonspor kulübünün 3-0 hükmen mağlubiyetine, müsabakanın Sivasspor lehine 3-0 tesciline karar verdi.

Yönetim Kurulu bugün yaptığı toplantıda, Beşiktaş A.Ş.’nin Ankaraspor ile oynadığı maçta karşılaşmanın hakeminin kural hatası yaptığı yolundaki itirazının, Merkez Hakem Kurulu’nun görüşleri doğrultusunda reddini kararlaştırdı."